Her şeyin için, biraz daha zamanım olsaydı, daha çok severdim bazı şeyleri. İnci çekirdeğinde, elma şekeri tadını kaybetmek, ağlayan karınca olmaya benziyordu biraz. Hem yuvadan kaçan bir kuşu yaralamaktan ziyade onu ilk günkü gibi olacağı temennisinde bulunsaydık, bütün kuşlara uçmayı yeniden öğretebilirdik.  Hatta karıncaya da… Ama karınca ağlar, yaralı kuş uçamaz ve kelebekler bir gün sonra ölür. Peki, sevgi duyduğumuz insanları ağlatmak, kırmak hele hele tüm benliği ile gel dedikten sonra gitmek hangi dizelere sığardı?

Sevgilinin ya da sevdiğinin veyahut sevenin boynunu bükmek kimin haddine? Sevgi değil midir senin içini kıpırdatan, uçsuz bucaksız, eşsiz yapan. Sevgilinin kalbini kırmak kimin haddine? Ya o kalbi Allah seviyorsa eğer? Sevgilin değil midir senin yüreğinde heyecanla çarpan. Yürekler bir bütün değil midir? Düşlerin içinde kalıp, vuslata değen seslerde, sevgilinin gözlerini unutmak kimin haddine? Sevdiğinin gözleriyle görmez misin dünyayı. Unutmak mümkün müdür o aşk dolu bakışı. Ölebilir misin hiç, bu fani dünyada o varken. Ruhunu teslim ettikten sonra âşık edasıyla gülmez misin yani? Ne demiş büyüklerimiz. Dert ağlatır, aşk söyletir. Söylerim iki kelam bende, dilimde seni anlatan bin bir hece, bin bir gece…

Yalnızlığı tadabilir misin hiç o varken? İki kere düşünür, iki kere yaşarsın.   Acıyı bilmezsin, bildiğin acıyı da onunla gidermez misin?  Hususi bir şey var ki; hep o hislere bürüdüğün, limon kokulu anılarla yaşarsın.  Beynin çatlayana kadar düşünürsün. İlle de o dersin. Sabah o, akşam o…

Bugün o’nu giyinirsin.
O, marka parfüm sıkar, “o” marka ayakkabı giyersin.
Kapı çalar “o” geldi sanırsın.
Postacı gelir, sanırsın ki “o”nu getirdi.
Yağmur yağsın istersin. Sen ıslanırken “o”da ıslansın diye.
Aynaya bakarsın bir surat sana gülüyor. Kim mi? Tabi ki “o”
Başka kim olabilir ki?
“O, o, o, o…” milyon kere o.

Bir günü daha bitirirsin hep “o”nu düşünerek. Güneş saçlı, toprak gözlü bir mevsimi yaşayıp, yaprak döker, çiçek açarsın. Karanlık gökyüzünün, ay kokan bahçelerinde bir nefes ile başlarsın söze.

Yarın ola, aşk “o” ola
Gönlümün sahibi bir tek “o” ola
Yaradan beni “o”ndan ayırmaya
Gönlümde ki tutku “o”nsuz olmaya

Yarın ola, aşk “o” ola
Kapımı bir tek o çala
Gönlü diyarımda
O aşk hep benim ola

Yarın ola, aşk “o” ola
Yaradan yüreğimi aşksız bırakmaya
Avucumu açtım göklere
Ya Rab duam kabul ola…

Bin bir hece, bin bir gece; bir rengin eşiğinde. Sesine değen gözlerimin ilk görüşünde… Yürüdüğün yolda, geçtiğin anda, bir kere baktı geçti bu söylemlerin aşkın girizgâhında. Kimim kimsem oldu varlığın. İçime işledikçe aşk kokar oldun. Yar oldun, yârim oldun, gönlümün prensi, derdimin dermanı oldun. Aşım, suyum, ekmeğim oldun. Yaradan kabul etti duamı sen benim oldun.

Kimsesiz kalmamak adına, Feriştah oldum. “Feriştah’ın gelse” de diye bana. Kimsesiz kalmamak adına, meleklerin oldum. Sağında ben, solunda yine ben… Kimsesiz olmamak adına, Sağır Sultan oldum. “Sağır Sultan bile duydu” de diye bana. Kimsesiz olmamak adına, taş oldum, hava oldum, içtiğin su oldum, güneş oldum varlığına an be an şahit olayım diye. Kimsesiz kalmamak adına sen oldum, beni hiç unutma diye. Kimsesiz kalmadığımdan bu yana aşk kokar oldum. Sevdikçe seni yayıldı bu güzel koku, derdime derman oldu. Başımın tacı oldu. Aşk ile…