Ben bir tek maviyi bilirim. Öyle anlamam kırmızı’dan siyah’tan. Bir defa sade olacak her şey. Karışmayacak  hiçbir duygu birbirine. Sevmeler de öyle olmalı, uçuk kaçık olmayacak duygular ama duygusuz da yaşanmayacak hiç bir aşk masalı. Sonra bütün masalların sonu güzel bitmeli hatta bazen kötüler de kazanmalı. Onlara da öğretmeliyiz iyiliği ve o zaman daha bir güzel olacak masallar.

Sade olacak gülmeler mesela, böyle alımlı ve yakışıklı. Bizi bizden eden yapmacıklıktan uzak, ışıl ışıl olacak bakarken gözler ve doğan yeni gün, ısınan hava gibi içimiz huzurla dolmalı. Böyle derin bir nefes almalıyız tüm zararlı hava moleküllerinden arınmış. Sade bir nefes, bizi biz eden. Var eden. Anlamlı kılan. Yoksa gerisi sevdaya süikast girişimi, tümden anlamsız arayışlar ve didişmeler, hatta başka bir sürü varyasyon.

Dedim ya, ben bilmem öyle karmaşık duygular. Bir maviyi bilirim, bir de seni nasıl sevdiğimi. Böyle en sadesinden  ve en içi kıpır kıpır olanından.

Böyle ara ve kaçamak yollar olmayacak hayatta. Ulaşılmaz ve erişilmez sonsuz bir duygu olmayacak mesela sevgi. Her an her yerde büyüyebilmeli ve yeşertebilmeliyiz onu. Bol kepçe dağıtılacak sevgi insanlara. Tok olacağız. Sevgiye aç bir insan hiç bir şeye tok değildir. Basit ve sade olacak sevmeler. Herkes üç bilinmeyenli denklem çözemeyecek ama sevgiyi bilinmeyen olarak da bilmeyecek. Herkes sevgiyi öğrenecek, öğrenmeli. Böyle hesapsız, kitapsız. Sade.

Dediğim gibi, bana öyle karmaşık sorular ile gelme. Ben bir ana renkleri bilirim, bir de gözlerindeki beni. Ve yeni doğan güne inat ışıl ışıl bakmanı.

Ah kendimiz. Öyle yorarız ki bütün yaşam fonksiyonlarımızı, zorlandıkça yaşadık sanırız bu anı ve şimdiyi. Giden gitmiştir aslında ve kalanın boynu bükük. Ne biz tatmin olduk aslında ne de zaman bizden. Karmaşık yaşadık tüm duygularımızı, kitap ile uyuduk, çay ile uyandık. Anlam yükledik çoğu anlamsız ve gereksiz ara yollara. Ve her defasında kırıldık ve incindik ve kırdık, döktük tüm insani dediğimiz her ne kalmışsa.

Ah kendimiz. Sade bir sevgi vardı aslında güzel olan ve bizim olan. Böyle her şeyden uzak, tek bir renk, mavi  ve sade. Ve bizi biz eden özne ve yüklem aslında. Gerisi koskocaman bir teferruat…

Onur Çiçek