Sabahı aydınlatan bu koku da neydi?

O geçti belli ki sevda sokağından

Şu yağmurlar yağmalı artık!

Yağmalı ki;

Alıp götürmeli bu havayı bu diyardan.

Yoksa seni  her gördüğümde

Kalp diye çarpan bu organı nasıl susturmalı?

Gelişinde dört  mevsimi yaşayan ben,

Aşina olmadığım gözlerin esirinde

müptela kaldığım da ben,

Ölmüş olmalıydım o gün.

Yoksa nasıl çekilirdi bu azap?

Vurulmuş olmalıydım ya da.

Şakaklarımdan yağar mıydı  kar yoksa

Kurşunu sızlatan yaram da.

Yok, yok

Düşmüştüm ben

Kor alevli koca bir yangına

Hatırlıyorum.

Uzun bakmıştım, epey uzun

Kendinden ezberlediğim derin gözlerine

Ki;

Bir şeyi yeterince uzun seyredersen

Şiir olur demişlerdi o şey.

Şiirdi gözlerin kahverengi koyu gözlerin.

Sustum, içimde koca bir Sen var edene kadar sustum.

Kızma seni büyüttükçe, büyüdü içim

Badem karası gözlerimde kayboldu yüzün

Sonra sevdim.

Habersiz ve sessizce seni izledim

Gittiğin yolları özlem bildim

Ki

Dönersin diye gittiğin o yollar

Sevda sokaklarında yarım kalmasın diye izim,

Şiir koktuğun her sokağa bir söz iliştirdim

Şiir kokuyordu yine bak her yer

Ve

yine yeniden bir sabah

Şiir Kokulu Adam geçiyordu

Kanatlanmış Sevda sokağından.