Rangnar Kanı viking devam filminde, Game of Thrones jenerik müziği tınısında ve Yüzüklerin Efendisi’nde Froda’ya fener hediye eden peri kızının; Kate Blanchet tadında, sevmek diye birşey yoktu. Bunu götümden uydurmuştum, seni etkilemek için. Klozet üzerinde dışkımı yaparken, sana mesaj yazmak bir bağlılık göstergesiydi, yanımda getirdiğim gazete ise, annemi kandırma ibaresi…
Hiç değişmeyeceğini bilerek umut etmek; benim yargılayabileceğim birşey değil. Dershaneye defalarca gidip kazanamadığım sınavlar varken. Üstelik, sigaraya küçük yaşta başlamıştım, ailevi hiç bir sorunum yokken. Olmalı mıydı? Bilmiyorum. Öyle derler…
Sosyoloji değil sosyalizmi tartışabilirdik eğer derisi davul kadar gergin güzel kıçını komünizm çüküne oturtmakta ısrarcı olmasaydın. İşte öyle inletir seni Lenin’den gelip Stalin’e dönmeler. Ateşleyip folyoyu, kokainde çekebilirdik, üzerine hareketli müzik dinlememek için dişlerimizi sıkarak hem de. Bu bir direyet sınavı; seks hayali kurup bir yerlerinin sulanmaması gibi, kara gömlekle yatıp içinin titrememesi, annenin boktan bir aşk yalanıyla başka herife gitmemesi gibi… Meselalar meselelere fazla karışıyor yine.
Kuafördü annem, kadınlarla çok erkenden tanıştım, cımbızla, orialle, makasla. Kıl tüy ağda… Maske, cilt, komedon ve akne… Piliç ve but, beyaz baldır. Dinlemekten hoşlandığım bütün şarkıcılar ölüyor. Ton balıklı salata ile bağırsak detoksu yaparak, Nicholas Cage tiradları ezberleyip, sabaha; şantiye şefi Bradd Pitt olarak uyanacağımı zannetmiyorum. Ben bir fotokopiciyim, fakat ölmeden mutlaka turntable çalmayı öğreneceğim. Erkeklikte rüyalanmak diye bir zırva vardır. Hıh! İşte sen, ben o rüyalardan gerçek hayata asla uyanmayacağım güne kadar, tek becerdiğim, tek özlediğim, tek istediğim, hep hissettiğim olarak… Hiç benim değilken, hep benim kalacaksın. Beni Müjde’den kıskanma, komiser Sheakspire izlemek senin fikrindi. Ve bilmelisin ki Pelin Batu senin rakibin olmayı daha çok hakediyordu. Sen yine yanlışta durdun sırf Müjde’nin kaltaklık ruhsatlı göğüsleri var diye…
Bu terastan kendimi atmadan yetişirsen; sana karanfilli frozen yapacağım. Çünkü frozen hayattır hayat frozen. Sen benim hayatımsın, benim hayatım kıçı kırık bir frozen. Hala anlamıyorsun değil mi? Yolculuğu anlamlı hale getiren eşlik eden şarkılar… Sen sağırın dünyasının bir körünkinden niye daha karanlık olduğunu anlayabilirdin. Eğer Nietzsche’yle sevişip komünist bir kaltak olmasaydın. Bütün karanfil burada frozen oluyor, tamda burada… Yazar da ısrarcı zaten büsbütün aldatılmış, terkedilmiş, ötelenmiş erkekleri anlatmakta. Bu satırlarda anneler hep sürtük her kadın orospu ve aşk daima ilintili yatakla…