Uykularıma haram değmiş de
İçimde ağır vasıta şiirler taşırım
Sesimi kahkahalardan aşırıp, arındır’ırım
Arındıkça
Yalnızlaşır dilim, öksüzleşir kalemim,
Taşıması güç dünya derdinden.
Bilmiyorlar…
Bilseler sanmazlar bu nefes darlığı
B e ş e r d e n

Zifiri bir cinnet geçiriyorum
Parmaklarımın sol kefen yerinden
Gitmek mesele değil de
Kalan tortular değiyor nefsime.
Nefesimi daraltan bir hâl alıyor
Kalıyorum öyle kendime
Bilmiyorlar, bilseler sanmazlar
G e ç e c e ğ i n i

Sekerek kalbimden aşağı kayan heceler
Garip, mahzun bir sual gibi avuçlarımda
Katran karası alevlerde, mahpusta zaman
Ah! Pus’ta. Pusuda bu mübarek insan(!)
Direnci, sus pusta!
P’uslu bir havada ahir saçlı duman
Bilmiyorlar, bilseler sanmazlar
Saçlarından tutunmuş
Z i n d a n a

“Zindan,-iki hece-“ diyor usta!
-Dün’ya- ne çok benziyor Zin’dan’a!
Şiir diye b’elleyemediklerimden
Asıyorum kirpiklerime
Sana, bana, yar’a!
Bak, Ak! İçimden kıyametler kopuyor.
Sessiz sedasız .
Hay’di kıyam et Allah’a
Gönlüm mahzun, ahh!

Ahların gönlü rüzgâr yutku’namaz
Bak daraldı göğsüm.
Kalemim heybetlendi.
Şaha kalktı zikrim
İksirlerim, kaybettiklerim

Ya Hay! Ağır geliyorsa
Ya Hak! Eksik Geliyorsa
Dirilt bu ölü yüreği
Bir dahakine ben öldürmezsem
N a m (a)  e r d i m!

Gökçe ÜSTÜNDAĞ