Eğer bana biraz mısır unu, mısır değil evet unu… Verirsen ve karşılıklı oturursak, sana hikayemden bahsetmek istiyorum. Biliyorum, hastalık, acı ,sızı, tü kaka şeylerden sıkıldın, herkes gibi ve üst üste yazılan her farklı yazıya sıçramış, koko ,erointik, esroin dolu cümlelerden de, fakat atladığın bir şey var, iyi hikaye yoktur. İyi olan hiç birşey anlatılmaz, bunu bilmeyiz, çok gülen mutlu iki insanın ortanca çocuğunun adını bilebilir miyiz? Hayır bilmeyiz. Bilemeyiz. Ve deli olan yalnızca ben değilim.
Tavuk fabrikasında, paketlemede çalışıyordum ve hep aynı yolda indiriyordu servis beni. Bu vardiyalı ve berbat bir işti. Ne demek neden berbattı? Berbattı çünkü galoş giymediğin bir tek cinsel organın kalıyordu. Çünkü tüysüz tavuk gibi geziyordun. Neyse. O gece de servisten indim ve alışık olmadığım bir sesle yokuşu yarıladım, dikine… Ellerimi diz kapaklarıma koyup bükerek belimi, soluklandım biraz. Bu topuklu ayakkabı sesi, annemin bana çocukken söylediği kürtçe ninniler kadar güzeldi. Sonra motora bindi bunu nasıl mı anladım? Çünkü ses kesildi, ardından bir vızıltı sardı sokağı. Ya köşe de motoruyla kendisini bekleyen sevgilisinin domalan kıçına karnını yaslayıp giden bir kadındı bu,yada motorcu çizmesinin topuğu fazla kaçmıştı bir ibnenin. Ama tek ve yalın bir kadın olabileceğini ihtimalden saymamıştım. Bu düşüncelerden ötesini hatırlamıyorum. Dünyanın en acı veren zamanı içinde, en güzel duygusuna uyanmıştım. Kemiklerim acıdan kırılırken, kalbimde yediverenler açıyordu. Seherden beridir… Ödlek, tırsak, biraz yarım akıllı ,planlı yaşayan, kuruşu kuruşuna hesap gören, çok sigara içen, mutsuz, yalnız herifin tekiydim ben. Yatakta iyiydim o ayrı tabi… Buraları uzatmadan hemen sadede geleyim, bana motoruyla çarpan bu küflü kaşara aşık oldum. Oda yorgunluğunun yılgınlığından bana tutundu ve beraber yaşamaya başladık. Onu ilk gördüğümde güzelliği karşısında kendime hiç şans vermemiştim. Hiç…
        O rus vodkalarıyla bar muhabbeti tekilayla bayılmaları severken ben onun için en fazla rakı açıp yanına patates haşlayabileceğimi söyledim. Ters ilişki seviyordu ama bunu aklımdan bile geçirmedim, bir kez olsun, bir kez! Ben siyah uzun saç olur dedim mehtap yüzüne, o ensesini at yarışına hipodrom niyetine açıp durdu. Ve bunlar bizim sorunlarımız oldu. Para, ev, çatı, yemek değil, bunlar! Çok sigara içerseniz sırtınızda çıkar sivilceler yüzünüzde değil. Gerçekte hiç göze çarpmayan kusurlarınız fotoğraflarda belli olur abartılı hem de. Çünkü ruhunuz yoktur orada. O yüzden birinde sevdiğiniz o ruhu kaybederseniz kusurları görürsünüz. Son paranızı sokakta ki mazgala düşürdünüz mü hiç? Takım elbiseniz yırtıldı mı davete 5 dakika kala? En önemli sınava bir kaç yıl hazırlanıp o gün geç kaldınız mı? Bir takım talihsizlikler yaşadım ve hiç biri bunlara benzemiyordu.
        Kız kardeşim bi seksüeldi bunu intiharının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra anladım. Ve muhtemelen o güzel kıza aşıktı. Bunlar hep doğuda oluyor, eşcinsel erkek biseksüel kadın tohumu. Tanrı eksiksiz imtihan sunuyor, o mükemmel bir varlık! Bir motor sesi insanın hayatının en iyi jeneriği olmamalıydı. Onunla ilk bir ay el ele tutuşmadık bile. Bir gece şaraplıydık öpüşmeye başladık kucağıma oturdu saçların rutubet kokuyor dedi kulak içlerin kirli burnun hep parlıyor yağlı bir cildin var. Ben dinliyordum sırıtarak ve göğüslerine dokunuyordum. Deli gibi öpüşüp arada nefes alıyorduk. Islandık dağıldık ve ben kabaran kıl köklerimizi öksüz, sertleşen penisimi yetim bırakıp onu koltuğa indirdim kafasını dizime koyup uyuttum. Seher, kızımıza hamileyken saradan öldü. Bu yüzden Onunla bir müddet baba kız ilişkisi sürdürdüm önce çocuğun gibi sevmekmiş aşk. Çok geç tanıştım bu hisle, bu kadar kaybın üzerine… Yahu siz hiç size çarpan kadına aşık oldunuz mu? Bir ay. Tam bir ay çocuğum gibi sevdim onu, bana herkes benle düzüşmek istedi seven olmadı dedi diye… Ona dokunmadım. Adın Mazlum diye mi böylesin demeye başladı bu kez. Hayat bir kadını incitirken onu martta dişi kediyede benzetiyor bunu öğrendim. Acıdığı yerden yeni birine dönüştürüyor ve malesef bu çok güzel değil. Ben onu acıtmadığım için sevmiyordu beni. Bunu biliyordum.
Bizim orada her evin duvarında bez çanta içinde bir Kuran vardı. Doktor reçeteyi yazmıştı ama ilacı almayıp duvara asıyordu insanlar. Geçen şu reçel filmini izliyordum, kadın sevecek birşey bulmayınca incir reçelini sevmiş. Benim Beşiktaş hikayesine benzettim. Ben de çocuktum daha, baktım hiç bir sevdanın fayda eder yanı yok onu sevdim. Aynı şey işte. Kazlarım vardı. Cızlavat ayakkabıların yeşili Havva’nın karşı evde ki kırmızı Seher’indi. Ben siyah lastik giyiyordum. Teker şambreliyle göletin suyuna giriyorduk. Hasankeyf’in Hasanlığı bize keyfi batıdan yol tepip geleneydi. Ben kardeşimle aynı kadını sevmiştim. Havva’da aşıktı Seher’e Mazlum’da. Ama ben ne kardeşimden ne Seher’den bir nefes huzuru gördüm. Havva’ya yar olmayan banada olmadı. Buluşmuşlar mıdır öbür tarafta?
Çılgın bir kadındı hemde çok çılgın. Soyunarak televizyon izleyen ne giyse yakışan beni sırtına atıp motoruyla gezdiren güldümü güzel gülen yüzünde ağlaklığı hiç görmediğim biriydi. Soğuk karakterinin arada bir aralıdığı kapıdan girip ruhunda çok yumuşak yerler de buldum. Onlar benim bu dünyada bulduğum en güzel yerlerdi. İtirafkardı da üstelik. Zevksizsin seviştikten sonra giyemiyorum gömleklerini derdi. Ben hiç alınmazdım.
        Annemler 10 kardeşti. 4ü erkek 6 kız. Annem beni Dayılarımdan birine benzetirdi, hakkıda vardı. Hem benzerdik hem de iyi anlaşırdık. On yıl önce kaybettim dayımı. Havva 10 yıl. Tam 10 yıl. İkisi birbiri ardına… Ayrıldıklarını zannetmiyorum da zaten diğer tarafta. Pazar gününü sevmeyenler hep pazar günü öldüler. Ölümü çok düşleyenler doksanıncı yaşı buldular. İyiki vardı şu -de herkes birbirine onun ayrı yazılacağını söylüyordu en azından. Bu kadar deliydik ayrılığa, ayırmaya! Bazen canınız çok acıdığında anneniz gelir aklınıza. Ben babamı da düşünüyorum. Babam katnem adamın tekiydi ama onu hiç kaybetmek istemedim. Mayına bastı öldü. Yoksulluk saman ve rutubet dolu bedeni atı yükü öylece dağıldı gitti birbirine karışarak… Ruhuma karışarak… Yıllar oldu çıkmadı üzerimden. Sefil eksik bir adam olarak kaldım. Acaba ben neyden ölecem. Tüm bu felaketler beni hiç bulmamış gibi yatağımda ölmeyi tabiki beklemiyorum. O bunu deli gibi istemesine rağmen hiç sakso çektirmedim. Ben ona hiç bayağı bir fahişeymiş gibi davranmadım. Dayımla şimdi karşılaşmak isterdim. 10 yıl evvel kaybettim belkide 11 bu yazıyı yazarken ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Sabahın beşini hiç görmemiş gibisiniz o saatte duvarlar bile üşür. Benim en ürktüğüm zamandır ve muhtemelen o saatte ölecem. Güzel bir kaç ejnebi şarkısı bıraktı bana yadigar fakat o Ciwan’ı Hozan’ı Şivan’ı sevmedi ve bence aptallık etti. Hiç pişman değilim ona Seher’i ve Havva’yı anlatmadığım için. İyi ki anlatmadım iyiki bazı yaralar sadece bende kaldı. Ama yinede o benim 4. Kadınımdı. Annem Seher Havva… Kızımız doğmadı ve ben onu kızımın yerine koydum. Bebeğimizin cinsiyetini bilmiyorduk, ultrason bizim oralara tangadan parlıamentten file çoraptan sonra geldi. Ama yitip gidenin bir kız çocuğu olduğunu hissedecek kadar Baba olmuştum ben. 4. Kadınımdı o kızımın yerine… Ne yani sehpama poşe örttüm diye hırt kro bir herif miyim ben? Peki sen klozette gül besleye bilir misin? Ağlarken çok üşüyüp, yalnızken çok ağlamak durumuda götüme girip açılmayan bir şemsiye. Belki de Havva’dan Seher’i aldım diye iflah olamadım bir türlü. Tanrı, bu aileden bir tek sen yaşa ve hep acı çek dedi belki de, tek tek hepsinin yerine.
Ona ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi ? Bende bilmiyorum. Bir gün onsuz uyandım ve bir daha hiç beraber uyumadık. Bir hayat ve bir Adamın;  tek bir hayat içinde 4 kadın kaybetmiş olması sizce de fazla ağır değil mi? Annemin kabrine yolum düştüğünde soracam, hani Tanrı çok merhamet ederdi merhameti severdi o zaman ben neden sizden ayrıyım diyecem. Neden tepesine gidip, bak aynı senin gibi oldum, bak bana baba diyebileceğim bir mezar bile yok! Neden adım Mazlum benim? Adınızla kaderinizi yüz yüze getirdiniz mi hiç? Doğru ya kaderin sizi adınızla dize getirmesinden buna fırsat bulamıyorsunuz. Benim gönlüm acılar meyhanesi yaralarım çok en sikik yanı da çok istiyorum ya! Ölmüyorum bir türlü. Kesilip kanıyorum ama ölmüyorum… Bir hayatta 4 kadın kaybettim yine de ölmüyorum. Güç ne çok acı… Çok acı çok güç. 4. Kadınım evim sabahın beşi ve doğu toprağında barkım benim… 4 kadın bir enkaz su buz ne ev kaldı ne bark… Ne kadar acı yaşarsanız ne çok kadın görüp kaybetmiş olursanız olun, aşk sizi bulduğunda affetmiyor. Biliyorum bir gün onada bir motor çarpacak ama bunu görmeyebilirim çünkü zaman geçiyor Seher Havva ve kızımızla beni bekliyor. Ben Tanrıdan 4 odalı tek salonlu bir cehennem istiyorum, verir mi diye düşünürken aslında zaten hep yanıyorum. Dördüncüye dönerek dördüncü yaramdan. Dördüncü kadından mütevellit dörde bölünerek.