Bilsem ki hayal kuranlar asılıyormuş, idamı hayallerle süslerdim. Çocuk olsam, bu kadar renklendirirdim hayatı…

        Sıcak iklimlere özlem duyduğumuz günler yaklaşırken, sıcak insanların ikliminin olmadığı gerçeği içten içe sarsıyor. Tamda bu anda özgürlüğü Eylülde yolculuğu seven kuşlara atıfta bulunarak tanımlıyorum. Aklımda bulutların beyazlıkları, elimde bir makas ama dikiş tutmayan kesitler atıyorum. Sonuç olarak şekilsiz kareler çıkıyor. Bunları neden anlatıyorum bilmiyorum! Çöplüğe dönmüş benliğimi ovaladıkça parlatmaya çalışan garip bir işçiyim. Oralar ne ara kirlendi fark etmedim bile… Göz denilen pencere müsait bir zamanda perdeydi çekmeliyim.

        Yazarken kaç satır sonra son bulacağını bilmediğim bir yolculuğa çıkıyorum. Hesaplar hayatımın her alanında bu kadar mevcutken matematiği sevmeyişim de biraz enteresan kaçıyor. Evet, yastık altı altınlar değerlenedursun satır arası duyguların gözyaşlarıyla sırılsıklam olduğu yüzyıldayız. Bunu ben yazmasam çoğunuzda anlamayacak gibi ama üzgünüm! Aynaya bakarken her gün gördüğünüz kirpiklerinizin hacimli görünmesiyle ilgilendiğiniz kadar içinizdeki çocuğu pışpışlasaydınız keşke. Bu arada doğal kadınlar tercihim. Her neyse bir kitapta okumuştum, okuyorum evet genelde elimde bir kitapla gezinirim, fotoğraf atarım havalı duruyor. Her şeyi de bilirim sana iyi gelirim cici kız. Aşk adamıyım ben romantik sözler yazarım en azından evlenene kadar. Yeri gelir feminist yeri gelir entel olurum, tabi maço istersen benden alası yoktur. Kendimi övmüyorum yanlış anlama sakın, sadece insanın kendini iyi anlatması taraftarıyım. İyi öpüşmem, daha önce hiç sevgilim olmadı. Çok temiz biriyim ben inan bana. Şeklinde başlayan bir önsözdü…

        Anlatır mısın ne zaman kirlendi arka bahçem. Emre aydın dinleyip, bir şeyler yazıyordum oysaki. Zaman ne çabuk geçti söyler misin! Ruhsuz bir adamın yorgun, hayata atıflarını sıraladığımız onlarca yazıyı sonunda bir kitap haline getirip kefenliyoruz. Tartıda ağır gelirse vay haline. Öyle ya insan pişmanlıklarını yazıyor sadece. Bu sözümü unutma lütfen. Birazdan yazının ana konusunu paylaşacağım. Ya da siz biliyorsunuz!

        Bu kadar acı varken ne aşktan ne yalnızlıktan bahsedebiliyorum. Benim için bir çocuğun avuçlarındaki nem bir de gönlümdeki rutubetli sancıların izi… Annem ağlamasın, mutluluk öyle ya da böyle beni bulacak!

           Furkan TUNÇEL’