BÜŞRA BEKTAŞ | AzizGenç

Yazar: BÜŞRA BEKTAŞ



DÖRDÜNCÜ KADIN

        Eğer bana biraz mısır unu, mısır değil evet unu… Verirsen ve karşılıklı oturursak, sana hikayemden bahsetmek istiyorum. Biliyorum, hastalık, acı ,sızı, tü kaka şeylerden sıkıldın, herkes gibi ve üst üste yazılan her farklı yazıya sıçramış, koko ,erointik, esroin dolu cümlelerden de, fakat atladığın bir şey var, iyi hikaye yoktur. İyi olan hiç birşey anlatılmaz, bunu bilmeyiz, çok gülen mutlu iki insanın ortanca çocuğunun adını bilebilir miyiz? Hayır bilmeyiz. Bilemeyiz. Ve deli olan yalnızca ben değilim. Tavuk fabrikasında, paketlemede çalışıyordum ve hep aynı yolda indiriyordu servis beni. Bu vardiyalı ve berbat bir işti. Ne demek neden...

Yazının Devamı

BİR’İN BİRİ

Vizyona girdiği ilk gün gidip izleyemediğimiz, başkaları mutlaka gidin şahaneydi dediğinde kıskançlıktan geberdiğimiz filmlere… Daha kimse dinlemeden sözlerini ezberlediğimiz herkesten köşe bucak sakladığımız sonra dillere düşen sözlerin müzmin bestelerine… Aslında peynirden kavundan leblebiden ziyade lahana turşusuyla güzel gittiğini bizim keşfedip başka aşıkların hiç ayrılmadan bardak tokuşturduğu bizim önünde ayrı düştüğümüz içkilere… Biz bize içecez bu kez. Ben seni bana katarak sen beni senden ayrı tutarak… Niye biriyle dertleşmek ister insan bilmiyorum eğer mahşerde dünyadakilerle değil de Tanrıyla hesaplaşıyor olsaydık bunuda sorardım soracaklarımın arasında. Ne kadar güç bela olursa olsun bir yanın yaşamaktan asla vazgeçmiyor. Herşeyi yazmış gibi hissediyorum yazacak...

Yazının Devamı

KONUŞMA

-iyi değilsin. -iyiyim. -çok içiyorsun. -hayır içmiyorum. Kışın ortasında dondurma yemeye götürüyorlar bizi, esas deli kim anlamıyorum. -her zamankinden mi? -kulağa hoş geliyor, evet. -bir uyuşturucu adı söyle o zaman. -çay. -biliyor musun? Esas delilik duvar kağıdında ki üzümleri yemeye çalışmaktır. Yazı yazarken cümleye küçük harfle başlamaktır. … Şiirimizden bir şairin Serenad diye bir şiiri vardı ve Ahmet Haşim’in çirkin zannettiği yüzünden ötürü gündüz fobisi. Diyarbakır’lı bir annenin ortanca çocuğuyum ben, babamın doğrularıyla yaşayıp anneminkilerle içtim hep ve sevmek sarhoş olma şeklinizin aynısıydı. Kısacası anne kaderi diye birşey var işte. Hayat herkesin çöpünden bebek bezi kokusu gelmesine izin vermiyor....

Yazının Devamı

SOSYALİST KAOS

Bu satırları sana müzik eşliğinde yazıyorum -şaşıracaksın ama- üstelik bütün cinsel tedarikli alkolik elzem küfürlü hislerden çok uzakta. Dindarların da isteyince güzel sevebileceğini bilerek ve isteyerek… Evin en kolonlu köşesinden çıkıp gelecekmişsin gibi. Ne kadar özgüvenliyim bilmiyorum şarkıları hala duşta sadece su çok açıkken söyleyebiliyorum. Marlboro’nun Levis kotu kadar dönemsel bir kült olduğunu öğrendim geçenlerde… Dans etmek tek ve hür ve bir orman bir çağlayan gibi delice! Uyandır Cahit Sıtkı’yı şayet mezarlıkta hala yan komşunsa… Sizin de taşındığınıza inanıyorum. Su içerek yer değiştirdiğinize çiçekler terkedilmiş ve mermer kütükler de şecereniz. Telefonum şarj almıyor bu beni korkutmalı evden çıkmak istemiyorum....

Yazının Devamı

LENİN’DEN GELİP STALİN’E DÖNMELER

Rangnar Kanı viking devam filminde, Game of Thrones jenerik müziği tınısında ve Yüzüklerin Efendisi’nde Froda’ya fener hediye eden peri kızının; Kate Blanchet tadında, sevmek diye birşey yoktu. Bunu götümden uydurmuştum, seni etkilemek için. Klozet üzerinde dışkımı yaparken, sana mesaj yazmak bir bağlılık göstergesiydi, yanımda getirdiğim gazete ise, annemi kandırma ibaresi… Hiç değişmeyeceğini bilerek umut etmek; benim yargılayabileceğim birşey değil. Dershaneye defalarca gidip kazanamadığım sınavlar varken. Üstelik, sigaraya küçük yaşta başlamıştım, ailevi hiç bir sorunum yokken. Olmalı mıydı? Bilmiyorum. Öyle derler… Sosyoloji değil sosyalizmi tartışabilirdik eğer derisi davul kadar gergin güzel kıçını komünizm çüküne oturtmakta ısrarcı olmasaydın. İşte öyle inletir...

Yazının Devamı

AZİZGENÇ E-DERGİ

En Çok Okunan Eserler

BU ALAN YENİLENİYOR

FACEBOOK SAYFAMIZ