BÜŞRA BEKTAŞ | AzizGenç

Yazar: BÜŞRA BEKTAŞ



SOSYALİST KAOS

Bu satırları sana müzik eşliğinde yazıyorum -şaşıracaksın ama- üstelik bütün cinsel tedarikli alkolik elzem küfürlü hislerden çok uzakta. Dindarların da isteyince güzel sevebileceğini bilerek ve isteyerek… Evin en kolonlu köşesinden çıkıp gelecekmişsin gibi. Ne kadar özgüvenliyim bilmiyorum şarkıları hala duşta sadece su çok açıkken söyleyebiliyorum. Marlboro’nun Levis kotu kadar dönemsel bir kült olduğunu öğrendim geçenlerde… Dans etmek tek ve hür ve bir orman bir çağlayan gibi delice! Uyandır Cahit Sıtkı’yı şayet mezarlıkta hala yan komşunsa… Sizin de taşındığınıza inanıyorum. Su içerek yer değiştirdiğinize çiçekler terkedilmiş ve mermer kütükler de şecereniz. Telefonum şarj almıyor bu beni korkutmalı evden çıkmak istemiyorum....

Yazının Devamı

LENİN’DEN GELİP STALİN’E DÖNMELER

Rangnar Kanı viking devam filminde, Game of Thrones jenerik müziği tınısında ve Yüzüklerin Efendisi’nde Froda’ya fener hediye eden peri kızının; Kate Blanchet tadında, sevmek diye birşey yoktu. Bunu götümden uydurmuştum, seni etkilemek için. Klozet üzerinde dışkımı yaparken, sana mesaj yazmak bir bağlılık göstergesiydi, yanımda getirdiğim gazete ise, annemi kandırma ibaresi… Hiç değişmeyeceğini bilerek umut etmek; benim yargılayabileceğim birşey değil. Dershaneye defalarca gidip kazanamadığım sınavlar varken. Üstelik, sigaraya küçük yaşta başlamıştım, ailevi hiç bir sorunum yokken. Olmalı mıydı? Bilmiyorum. Öyle derler… Sosyoloji değil sosyalizmi tartışabilirdik eğer derisi davul kadar gergin güzel kıçını komünizm çüküne oturtmakta ısrarcı olmasaydın. İşte öyle inletir...

Yazının Devamı

10. KÖY

Aylardır su beklediğinin farkındayım, ince boynunu cam önüne sarkıtarak. Beklemek zordur bilirim ama sana su vermeyeceğim begonya… Solmak bir kaderse bölüşmeliyiz. Ölmemek için sonsuz bir kararda olsanda direnişin son bulacak. Çiçekler ölmek zorunda çünkü. Şanslıyım ki sen beni bir çiçek gibi sevmedin. Evim güzel değil belki de, kendimi kandırıyorum. Çünkü kirli, kanepe altlarında hergün oradan oraya uçan tozlar, paçaları koltuk minderinden sarkan ve bacak aralarında delikler açılmış pijamalar, hiç teki olmamış havası veren çoraplar var. Fakir bir mahallede konuçlanmış bu bina. Belki Dakar’dayız belki Dusaka’da… Belki Alipaşa’da Gazi Mahallesinde Fevzi Çakmak’da… Yada Tarlabaşındayız. Belki de burası 10. köy… Bana...

Yazının Devamı

HAVUZ PROBLEMİ

İskontosuz satılmış bir gömlek gibi duruyordu aşk bazılarının üzerinde. Alabildiğine solgun, bir o kadar asil… Birbirine aşık çokta fazla zıtlık tanımadım bu hayatta. Siyah varsa karşılığı hep beyazdı, gri demeye yetmedi kimsenin gücü. Nasıl tutuldum ben böyle sana…      Nasılsın? İyiyim. Yorgunum, kırgınım, yaralıyım derinden, içim acıyor, iyiyim. Tükendim, kanıyorum, kalbim paramparça, iyiyim fazla fazla. Anladığın kadar iyiyim, gözlerinin gördüğü kadar. RTÜK boykotuna takılı bir kanalda sana küfretmemin bir lezzeti kalmadığından beri, cebi para doluyken ekmek çalan çocukları anlar oldum. Hayata hep akşam sefası dikili teraslardan bakılmıyor, asfaltta zift olmayı bilmekte lazım.       Sana seni İstanbul...

Yazının Devamı

ASIL TRAJEDİ

 Yola nasıl başladığını kendisine her sorduğunda, aklına ilkokul öğretmenini getiren ben miyim sadece? Sanki başlangıç orada. Sanki fazla, orada…  Dikiş tutturamamak mı? İplik bence biziz ve bahsettiğin iş iğneyi bulmaktan geçiyor. Ama doğru iğneyi, toplu iğneyi değil. İçinden seni geçirecek bir deliği olan fakat göbek yada yataklık bir delik değil… Mesela kulak deliği, sesini sarmalı sorup nefesini.     Deli gibi sürüyoruz arabayı, ben ve ayaklarım. Yağmur camı taşlıyor, silecekler oradan diyor ki bana; ‘ baba yorgun biraz’ Müslüm baba mı? Belki de Neşet… Paspasların üzerinde şişelerimiz var hep, benim ve kafamın şişeleri. Dans edip ses çıkaran birer şakşakçıdır onlar....

Yazının Devamı

AZİZGENÇ E-DERGİ

Video Galeri

HAFTANIN EDEBİYATÇISI

En Çok Okunan Eserler

FACEBOOK SAYFAMIZ