FURKAN TUNÇEL | AzizGenç

Yazar: FURKAN TUNÇEL



Doğum

        Büyük bir karmaşanın adını koydum bu gün. Yeni doğmuş körpe, belki büyümeden hayatı son bulacak kadar erken bir doğum. Ürpertiyor beni, arkada çalan müziğin ritmine gözlerim doluyor. Beynimdeki trampetlerin beslediği hüzünlü eserlerin solistiyim. Sessiz sedasız çıktığım sahnede avaz avaz bağırtıyorlar. Duygusal olunca katlanıyorlar demek ki.         Velhasıl bu gün bulutlarım da siyaha meyilli. Halbuki Doğumların hep iyi olduğunu söylemişlerdi. Büyütmenin yaşatmanın ve öldürmenin zorluğunu hiçe sayarak. Yağmur yağsa düzelir belki? Bilemem. Mevsimimi sormayın, bizde yazları da kar yağar, belki beyazdır ama yaralarımızın sadece üstünü kapar… ayılar gibi 6 ay sürse keşke, bizde...

Yazının Devamı

Kundaklı Sancılar

Kundakta unutulmuş acıların çırpınışı. Bir kalem izi eksik yanağında, Adın bir defa da olsa güzel yazılmamışsa Silgiyi çok kullandığındandır. Heybemde birikmiş acıların karşılığına, hayat denir! Demirden yollar döşediğim bu sevdasız memleket. Günün en sancılı zamanında izlerim aydınlığı Belki bir kibrit çöpünden öğrenirim, Ya da bir sevdadan, ölmeyi. Kara tahtada kimin yazısı var bilmem, Okuduğum her satırda ararım merhameti, Cevapsız kalmaz çağrılarım. Mevsim sonu insanıyım ben. Baharı terkediş, yaza merhaba. Bütün gidişlerin bir geleni olduğunu okuttum senelerce. Kapağında güzel kadınlar yoktu, Bilmediler içeriğini, bir sobada ısıttı kelimeler. Sen de Gökyüzünde siyah bir dumansın öyleyse… Söylesene Kitapçılar mıydı yoksa, yazanlar mıydı...

Yazının Devamı

Kırpık Bulutların Gökyüzü

Bir hayal tepsisinde var olan en güzel parçalar…         Kahverengiyle bezenmiş kitap kapağı mevsim. İçinde sonbahar kokan nice şiirlerde başrol olmuş yüzlerce kadın. Bir bir ağaçlarını terk eden yaprakların burukluğuyla mı yoksa geri geleceğini bildiğimiz bir aşkın uykuya dalışının güzelliğiyle mi kadına benzedi sonbahar. Ucunda hüzünler barındıran ve kasımda aşkı yaşatan güzel kadınlar. Birde şiirler tabi. Bir fincan kahvenin eşlik ettiği bu güzel gecelerde, vardığımız her sonu gözyaşıyla bitiren şiirli geceler…         Bir tren istasyonu veya yerini bilmediğimiz duraklar. ‘Müsait bir yerde’ sözünün sebep olduğu müsaitlik veya sakinlik dediğimiz yalnızlığın yarattığı boş mekanlar...

Yazının Devamı

Ölüler de Sev’di

Avuçlarında kaç papatya yaprağı kaldı… Kahve kokusu gibi ölümsüz kahramanların yer aldığı bir derginin ilk sayısından bu yana yıllar geçti. Hayallerimiz ve menfaatlerimizden oluşan bir çizgi dizinin yazarı mı yaşayanımı olduk bilemiyorum. Bu süre zarfında gökyüzünden çokça bulut benzettik, kalp yüklüydüler. Tırnaklarımızı kestiğimiz salı günleri mi lanetlendik, b i l e m i y o r u m. Ben dünyaya varmadan önce Herkes herkesi seviyor dediler. O günler çok hoşuma gitmişti, kırmızı başlıklı kızı anlatmadan önceye kadarda öyleydi. İlerleyen günlerde hatta yıllarda menfaatin bir kadın ismi olabileceği gerçeğini tercih edebilirdim. Gönül beş odalı bir evse, menfaat bu odaların açıldığı...

Yazının Devamı

Bir ŞİİR/Bir SEN

Dipsiz kitaplarda konusuz şiirlerde kayboldum. Adımı kayıp ilanlarına çıkarmadı ve okuduklarımla yeşeren kelimelerin babalığını yaptı… Birkaç metre arayla yaşanan kazalar ve birkaç mevsim arayla biten aşkların kâğıtta bıraktıkları his düşümünü konu alan şiirlere veya şairlere sitemkar bir topluk var. Hatırı sayılır bir çoğunluğu temsil ediyorlar. Prangalardan kurtardığımız duyguların neşesi zor geliyor olsa gerek, bilemem… Ani fren yapan bir aracın lastik izini düşünün. Yalnız ve yorgun bir insanın beyaz kağıtta his düşümü de aynen böyle. Takdir edersiniz bazıları bağırmaktan çok sesiz kalmayı, bazıları yumruklardan çok kelimeleri konuşturmayı tercih eder. Eğer bir sahil kentindeyseniz çoğu zaman bulutlar eşlik eder yağmurla birlikte....

Yazının Devamı

AZİZGENÇ E-DERGİ

En Çok Okunan Eserler

BU ALAN YENİLENİYOR

FACEBOOK SAYFAMIZ